kanıt

kanıt

a. 1. Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman: “Kanıtı gazetenin ikinci sayfasındaki damızlık haberiydi.” -Ç. Altan. 2. huk. Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil. 3. man. Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil.


kanıt İng. evidence, proof

Bir davada, sav, savunma, ileri sürmenin doğruluğuna yargıcı, yargılığı inandırmak, kanı vermek için yargılama türesinin kullanılmasını, toplanılmasını uygun gördüğü yazılı belgelerin, sözlü işlemlerin tümü.


kanıt İng. Argument

(Lat. argumentum, arguere = göstermek, tanıtlamak, açıklamak) Tanıtlamanın temeli, bir tanıtlamanın dayandığı önerme; bir anlatımın doğru ya da yanlışlığının temelini ortaya koymada dayanılan önerme.


kanıt

delil.


kanıt İng. argument

Bir önermenin doğruluğunu ya da yanlışlığını göstermek için izlenen yöntem.


kanıt İng. proof

Tümdengelimci bir dizgede bir sav ya da çıkarımın doğruluğunu belgeleyen öncüller ya da önsayıtlar.


Kanıt Köken: T.

Cinsiyet: Erkek Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanı verici belge, delil.


kanıt için benzer kelimeler


kanıt, 5 karakter ile yazılır. Ayrıca, k harfi ile başlar, t harfi ile biter. Tüm karakter dağılımı ise, 'k', 'a', 'n', 'ı', 't', şeklindedir.
kanıt kelimesinin tersten yazılışı tınak diziliminde gösterilir.