tanıma

tanıma

a. Tanımak işi: “Hocayı tam olarak tanıması, bilmesi gerektiğini sanıyordu.” -T. Buğra.


tanıma İng. recognition
tanıma İng. recognition

1. Daha önce bilinen bir şeyi, bir kimseyi anımsama. 2. Bir şey ya da bir kimse ile ilgili doğru ve tam bilgisi bulunma. 3. Var olan bir şeyi algılama.


tanıma

ikrâr.


tanıma İng. ackonwledgment

Herhangi bir olayda işlemin kişisel olarak yapıldığının karşılıklı olarak tanımı ve açıklanması.


tanıma İng. recognition

Daha önce görülmüş ya da öğrenilmiş bir kişi ya da nesneyle karşılaşınca anımsayarak o olduğunun ayırdına varma.


tanıma Alm. kenntlich machen

Bulgu. Aristoteles'in "Poetiko" adlı kitabındaki bölümleme. Bir yabancıyı bir işaretten, taşıdığı eşyadan, yaptığı hareketlerden tanıma. Aristoteles bunu şöyle bölümlemiştir: 1. Dış işaretlerden (benler, yaralar), 2. Bir kimsenin kendini ele vermesiyle, 3. Anıların canlanması ile, 4. Benzer yanlar bularak, mantık yoluyla, 5. Oyunun gelişim süresi içinde tanıma. Aristoteles'e göre dram sanatı için en ustacası sonuncusudur.


tanıma İng. identification

Bir nesne ya da özelliği, tanımlama ve çözümlemelere elverecek biçimde başkalarından ayırabilme durumu.


Tanıma Fr. Reconnaissance

tanıma için benzer kelimeler


tanıma, 6 karakter ile yazılır. Ayrıca, t harfi ile başlar, a harfi ile biter. Tüm karakter dağılımı ise, 't', 'a', 'n', 'ı', 'm', 'a', şeklindedir.
tanıma kelimesinin tersten yazılışı amınat diziliminde gösterilir.